Örtünme

Örtünme

ÖRTÜNME       

Tüm semavi dinler kadın için örtüyü farz ve gerekli kabul etmiş, insanlık toplumunu örtünmeye davet etmiştir. Çünkü: 
       1- Örtünme duygusu doğal olarak kadınların fıtratına yerleştirilmiştir. 
       2- İlahi dinlerin emir ve hükümleri, insanın fıtratı ile uyumludur. 
       O halde tüm ilahi dinlerde kadının örtünmesi farz kabul edilmiştir.
       Görüldüğü gibi bu delil de, örtünün fıtri oluşundan hareket etmiş ve şer'i farz oluşu da algılanmıştır. Ama bu delili tersinden almak da mümkündür. Yani ilahi dinlerde örtünün şer'i açıdan farz oluşundan, bunun fıtri bir duygu olduğunu algılamak da olasıdır. Başka bir tabirle semavi dinlerdeki meşruiyeti, örtünün fıtri delili olarak kabul etmek ve şöyle demek mümkündür:
       1- Bütün semavi dinler Allah tarafından kadının örtünmesini farz olarak kabul etmiştir.
       2- İlahi dinlerin emir ve hükümleri insanın fıtri yapısıyla uyumludur.

        Bundan da Allah'ın örtünme duygusunu kadının fıtratına yerleştirdiği sonucunu alıyoruz.  
        Bu önemli ve temel nükte esasınca söylemek gerekir ki doğru bir yasa sürekli olarak insan fıtratıyla uyum içinde olmalıdır. Zira içgüdüsel ihtiyaçlar, fıtri zevkler ve doğal yaratılışlar göz önünde bulundurulmadan koyulan kanunlar, her ne kadar yüksek bir makamdan, her ne kadar şiddetli ve korkutucu yaptırımlar birlikte ifade edilmiş olsa da süreklilik kazanamaz. [9] Yani bir müddet yaygınlaşsa da sonunda toplumdan silinip gidecektir. Dolayısıyla vahiy ekolleri örtünmenin farz olduğunu ifade ediyorsa bu, o hususun insan fıtratına aykırı olmadığının, hatta insani zevk ve tabiat ile uyum içinde bulunduğunun en açık delilidir.

        Zerdüşt, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dinine göre kadınların örtülmesi farzdır. Bu dinlerin mukaddes kitaplarında yer alan emirler, bu ilahi din mensuplarının pratik hayatlarındaki yerleşmiş olan normlar, uyguladıkları dini merasimler ve adap da bunun büyük şahidi konumundadır.

       Bu konuya bir çok düşünürler de işaret etmiştir. Bu konuda sadece bir örnek olarak Allame Nakdi'nin “Caygah-i zen nezd-i ümmetha-i kablez İslam” adlı kitabından şu alıntıyı yapmakla yetiniyoruz:

       “İslam'dan önce yaşayan İran Mecusileri (Zerdüştler), Brahmanlar, Budistler, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Araplar arasında kadınların örtünme-si yaygın bir adet haline gelmişti.

       İranlı kadınların bazısı örtülü, bazısı ise örtüsüz idi. Elbette o zamanlar kadına büyük baskılar yapılıyor ve bütün hayatını dört duvar arasında geçirmesi isteniyordu. Brahmanlar arasında ise özel bir örtü şekli vardı. Kadının evinden çıkmaya ve dinlerinin kendisine belirttiği yabancıları tanımaya hakkı yoktu. Budistler arasında da örtü aynı şekilde idi. Günümüzde de Hintliler arasında bunun kalıntıları göze çarpmakta-dır. Yahudiler hususunda ise Tevrat'ta “Tekvin seferi”, 24. Bab, 64. Ayet; 13. Bab, 38 ve 65. ayetler; 3. Bab 14 ve 47. ayetlerde örtünün farz olduğu belirtilmiştir.

       Hıristiyanlık ise kadınlar hakkında, “Akıllı, evinde oturan, iffetli ve itaatkar kimseler olmalıdır.” diyen Timoteus'a, Pavlus'un söylediği sözlerden de ilk başta Hıristiyan-lıkta da örtünmenin farz olduğu anlaşılmaktadır. Araplarda ise bazı erkekler kadınlarını örtünme-ye, diğer bazıları ise süslenmeye teşvik ediyordu. Ama Arapça şiirlerden de anlaşıldığı üzere Aristokrat sınıf nezdinde kadınların örtünmesi yaygındı.

       Bütün bunlardan anlaşıldığı üzere her ne kadar sadece bazı Arap kadınları örtünmüş olsa da örtü, İslam daha gelmeden önce de Araplar arasında yaygındı. ”

Google+ WhatsApp