Muhtaç Olanlara Yardım

Dördüncü İmam Zeynelâbidin (a.s)’ın yaşamının parlak yönlerinden birisi de yaşadığı karanlık dönemde yaptığı sosyal hizmetlerdir. Bu hizmetler; gerek “Hirre Faciası” gibi buhranlı dönemlerde, gerekse sükûnet döneminde; bir lütuf, şefkat elinin kendilerine uzanmasını bekleyen muhtaç ve düşkün insanlara, ailelere yardım edip, ettirmek suretiyle İmam (a.s)’ın ömrünün sonuna kadar devam etmiştir. Tarih, imam hazretlerinin bu tür faziletli davranışlarının örnekleriyle doludur.
İmam Zeynelâbidin (a.s), Medine’de muhtaç durumda olan yüz ailenin geçimini üstlenmiştir.([1])
Medineli bir grup, geceleyin kendilerine verilen yemekle yaşamlarını sürdürüyor ama, yemeği vereni tanımıyorlardı. İmam Zeynelâbidin (a.s) vefat ettikten sonra, geceleyin kendilerine yiyecek veren kimsenin İmam Zeynelâbidin (a.s) olduğunu yeni öğren­mişlerdi.([2])
Medine yoksulları derler ki; Biz Hüseyin oğlu Ali’yi kaybedince gizli sadakayı da kaybettik.([3])
İmam, geceleyin tanımmayacak bir şekilde ekmek ve yemekleri kendisi taşıyarak fakirlerin bizzat kapısına götürüyordu. Ve; gizli verilen bir sadaka Allah’ın öfke ateşini söndürür, buyuruyordu.([4])
İmam Seccad (a.s), yıllar boyunca; un, ekmek ve diğer yiyecek çuvallarını bizzat şahsen fukaranın evine götürmek için omzunda o kadar çok çuval taşımıştı ki, omuzu ezilmiş, nasır bağlamıştı. Öyle ki; hazretlerinin şehit edilişinden sonra cenazesine gusül verilirken omzundaki bu nasırlaşma dikkatleri çekmiş nedeni sorulduğunda ise; geceleyin omzunda taşıdığı yiyecek maddesi ile dolu çuvalların etkisi olmuştur, yanıtını almışlardı.([5])
İslam’ın doğuşu sırasında o günkü dünyanın tamamında -hatta o zaman medeniyet beşiği olan Yunan ve Rum’da- kölelik oldukça yaygındı. Böyle bir varlığa birden bire top yekün son vermek mümkün olmadığından İslam çeşitli yöntemlerle köleliği yavaş yavaş ortadan kaldırmak için ortam hazırladı. Bir taraftan köle edinme yollarını sınırlandırırken, diğer taraftan köle serbest bırakmayı birçok günahların, hataların vacipleri yerine getirmemenin keffareti olarak ortaya koydu. Bu şekilde köleleri serbest bırakmanın bir yolunu da açmış bulunuyordu. Üçüncü olarak da İslam Peygamber’i müslümanlara; kölelerine (ailenin bir ferdi gibi) insanca davranmalarını tavsiye etti. Ve köle sahiplerine; yedikleri yemeklerden kölelerine de yedirmelerini ve giydikleri elbiselerden kölelerine de giydirmelerini emretti.
Ayrıca köle serbest bırakmanın o kadar değerli, sevap ve faziletli bir davranış olduğunu belirtti ki, birçok rivayette salih ameller; kazandırdığı sevabın çokluğu ve faziletliliği bakımından köle serbest bırakmaya benzetildi ve Müslümanlar bu işi yapmaya teşvik edildi. Bütün bunlar İslam’ın kölelik konusuna bakışını belli bir ölçüde ortaya koymaktadır.
İslam ve İslam liderlerinin köle ve kölelik konusuna zarif ve özel yaklaşımlarını bu bakış açısından incelemek gerekiyor.
İmam Zeynelâbidin (a.s) hayatını incelerken de, köleleri azat etme konusu gözümüze çarpmaktadır. Ama bu davranışın o kadar geniş bir yüzeye, dağılımı vardır ki, sadece yukarıdaki sayımlarla açıklanamaz. Öyle görünüyor ki dördüncü imam bu konuda, daha yüce olgular taşımaktaydı. Buna dikkat edildiğinde İmamın bu girişimden eğitim ve insani amaç taşıdığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; köleleri satın alıyor, bir süre eğitiyor sonra azat ediyordu. Ve onlar birer örnek insanlar olarak kültürel ve eğitim faaliyetleri sürdürüyorlardı. Özgürlüklerine kavuştuktan sonra da İmam ile ilişkileri devam ediyordu.
“Ali b. Tavus”, Ramazan ayı amelleri içinde şöyle yazıyor: Hüseyin oğlu Ali (a.s), Ramazan ayının son gecesi yaklaşık yirmi köle azat ediyor ve: Allah, Ramazan ayında her akşam iftar vakti cehennem ehli yetmiş bin kişiyi azaptan kurtarıyor. Son gece ise Ramazan gecelerinin tamamı kadar serbest bırakıyor. İstiyorum ki: Allah-u Teâla, bu dünyada benim de kölelerimi serbest bıraktığımı görsün de kıyamet günü beni cehennem ateşinden kurtarsın diye buyuruyordu.
İmam, hiçbir hizmetçiyi bir yıldan fazla yanında tutmazdı. Bir köleyi yılın başında veya ortasında evine getirse fıtır bayramı gecesi azat ediyor yerine başkasını alıyor ve sonraki Ramazanda da onu serbest bırakıyordu. Ömrünün sonuna kadar hep böyle yaptı.
İmam, zenci köleleri onlara ihtiyacı olmadığı halde satın alıyor, hac mevsiminde Arafat’a getiriyor, Meş’ar’a hareket ettiği sırada onları serbest bırakıyor ve kendilerine mali hediyeler veriyordu.([6])
Bir yazarın belirttiğine göre; İmamın bu davranışını duyan köleler, soyluların bağımlılığından kurtulup, İmam Zeynelâbidin (a.s)’ın hizmetine girmeye çalışıyorlardı.
Zaman akıp giderken İmam Zeynelâbidin (a.s), köle azat etme işini sürdürüyordu. O, her yıl, her ay, her gün çeşitli münasebetlerle bunu tekrarlıyordu. Sonunda imamın serbest köle ve cariyelerinden büyük bir cemaat oluşmuştu.([7])
Bütün bunlardan şu sonucu elde edebiliriz ki: İmam, bu program çerçevesinde aslında bir yetiştirme, eğitim merkezi oluşturmuştu: Köleleri satın alıp, bir süre kendi himayesinde yetiştirerek, serbest bırakıyordu. Azat olan her bir köle gerçekte diğer insanlara örnek teşkil edecek bir fert olarak topluma kazandırılıyordu. Köleler özgür olduktan sonra da İmam ile olan manevi bağlarını koparmıyorlardı. İmkanları ölçüsünde başkalarını da himayelerine alıyorlardı. İmamın bu planı, toplum, direk hidayet ve irşat etmedeki sınırlamalar ve kısıtlamalar dikkate alındığında dikkatle incelemeye değerdir.([8])


([1])   Hilyetü’l-Evliya, Ebu Naim İsfehani, C.3, S.136 - Tezkiretü’l-Havass, Sebt b. El-Covzi, S.327, - Ali b. İsa Erbili, Keşfü’l-Ğumme, C.2, S.289. Nuru’l-Ebsar, Şeblançi, S.140 - Beharü’l-Envar, Meclisi, C.46, S.88 - Menakib-i Ali Ebu Talib, İbni Şehr Aşûb, C.4, S.154 - et-Tabakatü’l-Kübra, İbni Sâd, C.5, S.222, - Es’afü’l-Rağibîn, Muhammed es-Seban, S.219, el-İthaf bitnubbi’l-Eşraf Şeyh Abdullah Şebravi Şafiî S.136.
([2])   Ali b. İsa Erbilî, aynı kaynak, S.289, Şeblanci, aynı kaynak, S.140 - Ebu Naim İsfehani, aynı kaynak, S.140, Meclisi, aynı kaynak, S.88.
([3])   Ebu Naim İsfehani, aynı kaynak, S.136 - Şeblanci, aynı kaynak, S.140, Meclisi, aynı kaynak, S.88 - Şeyh Abdullah Şebravi, aynı kaynak, S.136 - Ali b. İsa, aynı kaynak, S.313 ve 290 - Sebt b. el-Covzî, aynı kaynak, S.327.
([4])   Ali b. İsa, aynı kaynak, S.289. - Ebu Naim İsfehanî, aynı kaynak, S.136 - Sebt b. el-Cavzi, aynı kaynak, S.327.
([5])   Ebu Naim İsfehani, aynı kaynak, S.136 - Ali b. İsa, aynı kaynak, S.289 - İbni Şehr Aşûb, aynı kaynak, C.4, S.154, el-Hisal, Şeyh Saduk, S.517 ve 518.
([6])   İkbalü’l-A’mal, S.261.
([7])   Zindeganiyi Zeynelâbidin, Abdülaziz Seyyidü’l-Ehl, S.261.
([8])   Bu bölümün hazırlanışı sırasında değerli dostum ve kardeşim Ali Ekber Hasani’nin yazdığı “İmam-ı Çeharum Pasdar-ı İnkılab-ı Kerbela” kitabından yararlanılmıştır.

Google+ WhatsApp