İslamda Süslenme

İslamda Süslenme

İSLÂM’DA SÜSLENME

       Hz. Resul-i Ekrem “Allah güzeldir, güzelliği sever. Allah kendi nimetini kulunda görmeyi sever; pislik ve kötülüğü sevmez.” Diye buyurmaktadır.
       İmam Sadık (a.s): “Hiç şüphesiz Allah süslenmeyi ve güzelliği sever, pislik ve çirkinliği sevmez. Evet, Allah bir kuluna bir nimet verdiği zaman onun eserini onda görmek ister.” Bu nasıl olur diye sorduklarında şöyle buyurdu: “Elbisesini temiz tutmak, güzel koku kullanmak, evini güzelleştirmek, avlusunu bile süpürüp temiz tutmak ile olur. Hatta güneş batmadan önce lambayı yakmak fakirliği giderir, rızkı artırır.”
       İmam Sadık (a.s) bir gün Peygamber (s.a.a) saçı başı dağınık elbisesi kirli, kötü halli bir adamı gördüğünde şöyle buyurdu: “Allah’ın nimetlerinden yararlanıp durumunuzu güzelleştirmek ve nimeti açığa vurmak da dinin bir parçasıdır.”
       İmam Sadık (a.s) “Güzel giyin ve süslen; zira Allah güzeldir ve güzelliği sever; fakat bunların helalinden olmasına dikkat et.” Diye buyurdular.
       Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyuruyor: “Yüce Allah, mümin kardeşlerinin yanına gittiğinde temizlenen ve süslenen kulunu sever.”
       Yine Peygamberimiz saçı başı karışık ve kirli bir gence şöyle buyurdu: “Ya saçını tara veya kısalt.” Yine Müslümanlara hitaben şöyle buyurdu: “Elbisenizi güzel tutun; meskenlerinizi ve eğerlerinizi düzeltin, öyle ki halk arasında yüzdeki bir ben gibi tanınmayasınız.”
       Başka bir yerde “Ayna olmadığı zaman bile saçınızı suya bakarak düzeltin.” Diye buyurmaktadır. Resul-i Ekrem (s.a.a) dışarıya çıktığında bile aynaya veya suya bakarak üstünü başını düzeltirdi. Ondan sonra şöyle derdi: “Cennete ancak temiz olan girer.”
       İmam Hasan (a.s) namaza durduğu zaman en iyi elbiselerini giyerdi. Kendisine “Neden en iyi elbiseni giyiyorsun?” diye sorulunca şöyle buyurdu: “Allah güzeldir ve güzelliği sever. Ben Rabbim için süsleniyorum, zira O, “Süslenerek mescide girin” diye buyurmuştur.”
       Resul-i Ekrem (s.a.a): “Saçınızı, sakalınızı boyayın ki gençlik ve güzelliğiniz artsın.” Diye buyuruyor.
İmam Muhammed Bakır (a.s) ise şöyle buyurmaktadır: “Evli kadın kendini boş bırakmamalıdır. Sadece boynuna takacağı bir kolyeyle de olsa kendini süslemelidir; yaşlı bile olsa elini kınasız bırakmamalıdır.”
        İmam Musa Kazım (a.s)’a, “Neden sakalınızı boyuyorsunuz?” diye sorduklarında şöyle buyurdu: “Bu bir hazırlıktır. Kadınların iffetli kalmalarına neden olur. Bazı kadınların iffetlerini ve hayâ sınırını aşmalarının sebebi, eşlerinin onlara karşı hazırlanmamaları ve süslenmemeleridir.”
        Evet, görüldüğü gibi Peygamber efendimiz ve onun pak Ehli Beyt’i temizliğe, tertip düzene, süslenmeye ve güzelliğe önem verdiklerini vurgulamışlardır. Kendileri de bunları, toplumun en güzel örnekleri olarak önce kendileri uygulamışlardır.
       Bu süslenme olayının özellikle ailevi ilişkilerde çok önemli yeri vardır. Ailede huzur, sevgi ve muhabbetin hâkim olmasına ve rahatsızlıklardan uzak, huzur ve mutluluk dolu bir aile ortamı meydana gelmesine fevkalade yardımcı olur. Bu konuda eşlerden her biri üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeli ve haram olan şeylerde dışında istifa, gösterişe kaçmayacak şekilde birbirlerine karşı süslenmeli ve tabii ihtiyaçlarını karşılamalıdırlar. Ve bunu kendilerine bir ibadet vesilesi bilmelidirler. Zira bu vesileyle eşlerin haramlardan uzak durmasına vesile oluyorlar. Bu konuda her iki eş de karşı tarafın zevk ve isteklerini göz önünde bulundurmalıdırlar.
       Evet, görüldüğü gibi İslâm süslenme ve güzelliğe fevkalade önem vermektedir. Fakat bütün bunlara belirli sınırlar getirmiştir ki kısaca bunları sıralamaya çalışacağız:
       1- Evvela bütün bunlar helal olan şeyler dâhilinde olmalı ve haramlardan kaçınılmalıdır. Mesela necis şeylere süslenmek haramdır. Erkeklerde altın kullanmak haramdır. Kadınların namahremlere göstermek için süslenmeleri haramdır. Hatta namahremlerin fark edeceği yerde koku sürmeleri bile haramdır.
       2- Süslenme sevgisi, süse düşkünlük, konforculuk ve lüksçülüğe dönüştürülmemelidir. Zira bu tür şeyler insanın hakperestlik ve maneviyatını öldürür. Sürekli maddiyata batmasına vesile olur.
       3- Süslenme sevgisi modaya dönüştürülmemelidir. Zira o zaman insan fikri ve kültürel istiklalini kaybedip şahsiyetsiz duruma düşer ve hep onun bunun ardında sürüklenerek ömrünü heba eder.
      4- Süslenme ve güzellik sevgisi çirkin rekabete dönüştürülmemelidir. Zira insanlar arasında samimiyet ve sevgi kaldırıp yerine çekememezlik ve iki yüzlülük gibi kötü sıfatları yerleştirir. Maalesef günümüzde bunları az yaşıyor değiliz.
      5- Süslenme tutkusu israf ve aşırılık haddine varmamalıdır. Zira israf olduğu gibi, Allah’ın nimetlerini boş yere harcamak, insanları zor durumda bırakır. Hâlbuki itidalli davranmak ve tabii olmak, hem insanı ruhen rahatlatır, hem de bir takım boş harcamaların önünü alarak aile ekonomisini zorlamaz.
      6- Süslenme ve güzellik tutkusu gurur ve gösteriş haddine varmamalıdır. Yoksa fesat ve infak doğurur; samimiyetleri bozar; insanları birbirinden uzaklaştırır; gerçek kulluğa engel olur ve insanı Hak Teâlâ’dan uzaklaştırır.
Burada yeri gelmişken, hadislerde bahsedilen başka bir güzellik ve süsten de biraz söz etmek gerekir. O da manevi güzellikler ve süslerdir. Asıl kalıcı olan güzellik de bunlardan ibarettir.
       Hucurat suresi 7. Ayette Resulullah’ın zamanındaki Müslümanlar hakkında şöyle buyuruyor: “Ancak Allah imanı size sevdirdi ve onu kalplerinizde süsleyip çekici kıldı.”
       Evet, görüldüğü gibi Allah-u Teâlâ gerçek müminler için imanı bir süs-ziynet kılmıştır.
       İmamlarımızdan birisi şöyle buyurmuştur: “Aynanın karşısına geçtiğin zaman şöyle dua et: “Allah’ım yaradılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir.”
       Evet, hadislerinden yararlanarak manevi ziynet ve güzelliklerden bir kısmını sıralamaya çalışalım:
       Hz. Ali (a.s): “En güzel süs seni insanlarla kaynaştıran, seni onların arasında güzel gösteren, dillerini senden koruyan huylarındır.”
       Hz. Ali (a.s): “Hiçbir kimse Allah’ın itaatinden daha güzel bir şeyle süslenmemiştir.”
       Resul-i Ekrem (s.a.a): “Kişinin en güzel süsü imanla birlikte olan bir huzur ve sükûnettir.”
       Hz. Ali (a.s): “Dinin süsü sabır ve rızadır.”
       Hz. Ali (a.s): “Dinin süsü akıldır.”
       Hz. Ali (a.s): “İslâm’ın süsü iyilik yapmaktır.”
       Hz. Ali (a.s): “İmanın süsü adalettir.”
       Hz. Ali (a.s): “İmanın süsü, içini (ruh kalbi) temiz tutmak ve açıkta da güzel amel etmektir.”
       Hz. Ali (a.s): “İlmin süsü hilim ve tahammüllü olmaktır.
       Hz. Ali (a.s): “Hikmetin süsü dünyada zühd ile yaşamaktır. (Dünya sevgisine esir olmamaktır.)”
       Hz. Ali (a.s): “İbadetin süsü huşu ile ibadet etmektir.”
       Hz. Ali (a.s): “Fakirliğin süsü iffetli olmak, zenginliğin süsü şükretmek, belanın süsü sabırdır; soylu soplu olmanın süsü alçak gönüllü olmaktır; aklın süsü edepli olmak, iyilik ve hizmetin süsü minnet etmemektir.”
       Resul-i Ekrem (s.a.a): “Kişinin güzelliği hak sözü sölemesidir.”
       Hz. Ali (a.s): “Müminin güzelliği, takvasıdır.”
       Hz. Ali (a.s): “Kulluğun güzelliği, Allah’a ibadet etmesidir.”
       Hz. Ali (a.s): “Âlimin güzelliği, ilmine amel etmesidir.”
       Hz. Ali (a.s): “İlmin güzelliği, onu yaymaktır.”
       Hz. Ali (a.s): “Özgür insanın süsü, zillet ve rezaletten kaçmasıdır.”
       Hz. Ali (a.s): “İyilik yapanın güzelliği, minnet etmemesidir.”
       Hz. Ali (a.s): “İyi emanetin güzelliği, onu tamamlamaktır.”
       Hz. Ali (a.s): “Zenginliğin güzelliği, kanaatkâr olmaktır.”
       Hz. Ali (a.s): “Kişinin güzelliği ve kârı tahammüllü olmasıdır.”

Google+ WhatsApp