Hz. Masume ve Ben



Seher vaktiydi ve ben İlim şehri olan Kum şehrindeydim, karşımda Hz. Masume'nin türbesi vardı. O kapıdan içeri girdiğim anda sanki bambaşka bir alemdeymişim gibi hissettim. O an gökyüzüne baktım ben gökyüzünü hiç bu kadar güzel görmemiştim. Susuz bir çölde suyu arayan virane gönlüm nur şelalerinden akan suları bulmuştu, Mecnundum Leyla'mı bulmuştum.
Kalbime çakılan bir şimşek gibi oturdu sevgisi kalbime, seher vaktinde yakılan kandillerine geldim, hak aşkıyla geldim yanına. Az da olsa, ta belekteyken atılan tohumlarım hasad mı vermişti acaba? Kalbimin derinliklerinde güller yeşermişti. Orda olmak ve o anı yaşamak anlatılmaz bir lezzetti. O elmanın tadını yiyen bilir ancak elmanın tadını bilmeyen bu lezzeti anlayamazdı, unutulmaz bir lezzeti.
Böyle tarifi zor olan bir lezzet alacağımı hiç düşünememiştim. Böyle yoğun bir manevi atmosfer içinde olacağım hiç aklıma gelmemişti. Namaz için harem dedikleri Hz. Masume'nin türbesindeydim artık. Burada namaz kılıyorlardı. O kadar kalabalıktı ki, insanlar kundaktaki bebekleriyle gelmişlerdi namazlarını eda etmeye. Herkes adeta ilahi bir deryada yüzüyordu. Şaşkınlık içindeydim beynim durmuştu bir an hiç bir şey düşünemiyordum.
Aman Allah'ım! Kafamdaki onca sorular nereye gitmişti onca şüphe, çelişki, sanki o an bambaşka biri olmuştum.
Ben oradaydım ve ben hep oraya aittim sanki. Gözyaşlarıma hakim olamıyordum gözlerimden süzülen taneler doldu kalbime, kalbimin sızladığını acıdığını hissediyordum.
Ellerim hep eleştirdiğim taş dediğim mühüre uzandı namazımı eda edecektim ve ilk defa mühürle, ellerimi bağlamadan namaz kılmaya başladım. Bütün azalarım kendiliğinden görevlerini yapıyordu, gözyaşlarımı kontrol edemiyordum artık. Bütün insanlar türbeye sarılıp ağlıyordu türbeye el sürüp peygamber efendimizin torununu aracı koyarak Allah'tan dilekte bulunuyorlardı. Ağır adımlarla ilerledim ve ellerimle dokundum çok özel bir duyguydu. Hayatta hiç inanmadığım ve hiç yapmam dediğim şeyleri yapıyordum artık. Bir anne evladını elbette çok sever ve bu sevgisini evladına sarılarak, dokunarak hissetmeye çalışır bu sevgide böyle bir şey olsa gerek diye düşündüm.
Hz. Masume ilim, irfan ve hikmet yıldızı olan hakikat hanımı, bu yüce şahsiyet Kum şehrini ilim şehri yapmış halka hakikat ma'nisini saçıvermiş ve bunlar hakikat aşığı gönüllerin gülü yüce ruhlar. Bu mübareklerle insanlığın yüzü yeniden gülüyor her taraf aydınlanıyor. Ve gerçek elmaydı, elmanın hakiki tadıydı, kokusuyla, renkleriyle, ilimleriyle Rahman sofrasındaki en güzel lezzeti ve bu sofranın her bir kıvrımında, her bir nakışında ne faziletler vardı yaşamayan bilemez, bilenlerde tarif edemez. Onlar asırlardır kaybettiğim özüm, insanlığım, ruhumdu, onları bulmaya geldim. Selam size ey Allah'ın nurları Resulullahın gülleri, size, özümü bulmaya geldim, selam olsun size ey hakikatin dilini aralayan kapılara, selam olsun size beni bu mekteple tanıştıran ablalara, ağabeylere selam olsun sizlere…..Hz. Ali (a.s) Şialarına..
Fatıma Araskara

Google+ WhatsApp