Hz. Fatıma (s.a) İstanbul'da Yaşasaydı Nasıl Bir Fatıma Olurdu? (1)


Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Hamdederim alemleri yaratıcısına, hamdederim Firavun’un karşında cesaret abidesi Asiye’nin Allah’ına, Hamdederim babasız bir peygamber yaratarak kadının değerini yücelten Meryem’in Allah’ına, Son peygamberin soyunu bir kadından devam ettiren ve büyük kurbanının kanını, bir kadının eliyle tarihe yazdıran Allah’a ve kadına iyi bir eş, iyi bir arkadaş, iyi bir bacı ve iyi bir anne olma fırsatı veren Allah’a

Ve selam olsun onun son peygamberi Muhammed Mustafa’ya (s.a.a), Müslümanlara İmamlar bahşeden Zehra’ya, Masum İmamlara, yaşayan İmama ve asrın imamına; büyük öndere…

Her toplum, her insan ve her inanç, kendine örnek alacağı şahsiyetler yaratmak zorundadır. Örnek ve olgu olmadan hedef net olmaz, iddialar teoriden öteye geçmez. Net olmayan inanç ve hedef sadece düşlerde bir arzu olarak kalır.

Her toplum ve insan geçmişinden kendisine örnekler alır. Örnek insanı bulmak için tarih seyri yapan insanın, bulduğu devirdeki örneği o asırda kalarak yaşama şansı yoktur. O örneği yaşadığı çağa taşıdığı sürece onu örnek almaya muvaffak olabilir.

İslam dini son dindir. Onun bize sunduğu değerler ve olgular da son olgu ve değerlerdir. Peygamberimiz son peygamberdir, Kuran son kitaptır. Bu son din ve peygamber kendisinden sonraki asırlara hitap etmek zorundadır. Aksi taktirde ne din, ne de dini öğretiler yaşamını sürdüremezler.

İslam dinini nasıl asırlar önceden alıp ülkelere, şehirlere, kasabalara ve köylere getirmişsek, olgu olacak kamil insanları da evlerimize kadar getirmeyi başarmak zorundayız. Tarih sayfalarında kalan değerler tarihle biterler. Onları tarih sayfalarından günümüze taşıyacak olanlar da bizleriz.

Benim tarih sayfalarından alarak kendime olgu edinmek istediğim Kadın 14 asır önce yaşamış bir yüce şahsiyet. 21 asrın kadını, İstanbul’da yaşayan son Peygamberimizin biricik kızı can parçası Hz. Fatıma’dır. Yaşayan bir dinin, yaşayan bir peygamberin, yaşayan bir imamın yaşayan Fatıma’sıdır o…

Hz. Fatıma bir dönemin kadınlarına örnek olmuş bir değer değildir, olmamalıdır. Olursa Fatıma işte o zaman ölür ve sadece bir masal kahramanı olarak kalır.

İstanbul’a kadar gelerek bir mahalleye yerleşen, bu şehrin kadınlarına olgu olacak, ümit olacak, kılavuz olacak, yol gösterecek, bilinçlendirecek, uyaracak, önderler ve liderler yetiştirecek bir Fatıma’nın eve kapanması, inzivaya çekilmesi mümkün değildir. Toplumdan uzak topluma örnek olunamaz. Onlarla yaşamak, onlarla sevinmek, onlarla ağlamak ve onlarla beraber mücadele etmek zorundadır örnek alınacak şahsiyetler...

Google+ WhatsApp