Hüzün Gülü


KERBELA İNSANI ANLATIYOR
Kerbela anlattı dağlanmış yüreği ile… Hüseyin'i anlattı Kerbela, Ali Ekber'i, Kasım'ı Abbas'ı anlattı. “Bende yiğitlik yatar dedi.
Kerbela; yiğitliği anlattı.
Güneş utanarak kuruttu Hüseyin'in dudaklarını; Fırat ağladı, ağladı ve aktı…Kum sıcaktı, yalın ayakları yaktı…Feryatlar yükseldi göğe; gökyüzü yandı, nur yağdı damla damla…
Sonra hüznü anlattı Kerbela….
Bütün diller sustu o an! Bir ses yankılandı Kerbela semasında;
“Heyhat minnez-zille!”
Kim Allah'ım, kim bu konuşan?
Vakarın sahibi, Cennet'in efendisi! Konuşan O, Kur'an!
“Doğrayın beni kılıçlar, kanım aşkın pınarı!”
Hüseyin'den eller utandı, paslandı düşman kılıcı…
Kerbela kıyamı anlattı…
Bir gölge Hüseyin'in yanında…Nasıl da dalıp gitmiş Hüseyin'in gözlerine…
Çünkü cennet Hüseyin'dir onun için, cennet Hüseyin'in gözlerinde…
Bedeni haram bildi O'nsuz yaşamayı…Ali mektebinde okudu O Hüseyin'e aşık olmayı…
Ve Fatıma taktı O'na vefanın tacını.
İsmi Saka! Okuyun kurumuş dudaklarında, okuyun Hüseyin'in destanını…
Aşura günü iki kesik koluyla vefanın destanını yazdı…
Ve Kerbela vefayı anlattı…
Yüreği ile bir baba, kurban verdi daha altı aylık yavrusunu Rabbine! Göğe yükselen bir avuç kan, şahit oldu, indi zulmün tepesine…
Kan aktıkça murdar oldu zalim, kan aktıkça o alçaldı… bir ağıt yaktı Rubab'ın yüreği, bir ağıt oldu Ali Asgar'ın şehadeti…
Ali Asgar dil oldu Kerbela'ya …
 Kerbela o gün zulmü anlattı asırlara…
 Ve bir kadın , Kerbela sahnesinde… bu, ne yanan kapının acısıdır yüreğinde, ne de bağlanan kolların dağıdır sinesinde… Bir başka sızı, bir başka hüzün var gözlerinde… Ucu bucağı yok bu çölün… Ne Necef'ten, ne Baki'den ses geldi sesine Zeyneb'in… Yalnızca acı bir hıçkırık sağ yanında ağlayan Rugeyye'nin dudaklarından dökülen. Leyla'nın, Rubab'ın, Seccad'ın acısıydı Zeyneb'in gözlerinden okunan…
Ve Bedir'in intikamıydı zalimin kılıcından akan…
-Zehra Kıran-

Google+ WhatsApp