Hicabın Felsefesi

Hicabın Felsefesi

                                              HİCABIN FELSEFESİ
       Hicap kelimesi lügat olarak farklı anlamlar taşımaktadır. Ancak, müfessirler ve Müslüman alimler nezdinde hicap, sadece kadınların örtünmesi anlamında kullanılır. Hicap iffetin meyvesi, iffet ise hicabın temelidir.

       Kur’an-ı Kerim’de, hicabın sebep ve felsefesini şöyle zikredilir:
ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ[1]  
“Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur”

       Konuyu biraz irdelersek şu neticeye varırız;

       A) Müslüman kadının şahsiyet ve hürmeti konusunda örtünmenin tesiri

       B) Eziyet edenlerin eza ve zararından korunması

       Değerli mücevherat olmasından dolayı kadının hürmet ve şahsiyetinin korunmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Bulundurduğu cezabiyetten dolayı yaratılışında bulunan tekvini sünnet gereği kadının varlığındaki hassasiyetlerin diğerlerinin eziyetine yol verilmemesi için hicapla örtünmesi gerekir. Bu, yaratma kanununun bir mesajıdır ki latif varlıkların korunması gerektiğini ortaya koyar.

       Kur’an-ı Kerim, hasta kalplerin çirkin hedeflerine alet olmamaları için hicabın kadının hürmetini ve kerametini koruduğunu beyan eder. Böylece kadının topluma karışmasıyla cinsi karşılaşmalar yok olur. Erkekle kadın arasında sadece insani ilişkiler kalır. Böylece her ikisi eşit makam ve mevkilerde bulunurlar. Onların mesuliyetleri ruhi ve cismi farklılıklarına göre tanımlanır. Allah Teala’nın kamusunda kadının toplumda bulunması men edilmediğinden topluma çıkma hicabın varlığına bağlı kılındı. Böylece kadının namahremlerin arasında bulunması durumunda hicabın zaruriyeti ortaya çıkar.

       Örtü, insanın fıtri isteklerindendir. Hz. Adem ve Hz. Havva’nın hayat hikayelerinde açıklandığı gibi içine düştükleri hatadan dolayı örtüleri yok olmuştu. Bu durumla karşılaşınca derhal kendilerini ağaç yapraklarıyla örtmeye kalkışmaları örtünün fıtri zaruriyet olduğuyla ilgili sözlerimizi te’yid etmektedir.

       İnsanın hayvandan üstünlüklerinden biri icra ettiği hicaptır. Onun cismani ve nefsanî özelliklerinden dolayı bu zaruridir. Yani kadın ve kızların kerametini, iffetini ve vakarını koruyan ve onu garantiye alan her şey onların hicabıdır. Bu konuda Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: Hicap ve kâmil bir şekilde örtünme kadınları en sağlam ve en güzel şekilde korur.[2]

       Hükümleri yerine getirme zemininde önemli noktalardan biri varlık âleminde her şeyin yerinin gereği gibi tanınabilmesidir. Yeryüzü sisteminde Allah Teala’nın varlığı bütün berraklığıyla aşikârdır. Eşya ve amellerin Allah Teala ile irtibatı açık bir şekilde idrak edilir. Bu irtibat ve varlığı hakkıyla kavranınca, beşerin hayat problemlerinden çoğu çözümlenir. İslami hükümlerin teşriinin hedefi, Allah Teala’ya yaklaşmaktır. Nefsi tezkiye, tezhip ve takva olmadan bu hedefe ulaşılamaz. Zaten Allah Teala bu konuda şöyle buyurmaktadır: Şüphesiz ki Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır.[3]

       İçte takvanın oluşması ve onun amellerde belirginleşmesi hicapla dillendirilmesindendir. Konuya genel bir yaklaşımla bakıp günahlardan alıkoyan her türlü giysiyi hicap olarak isimlendirirsek hicap, zihni ve ruhi diye farklı kısımlara ayrılır.

       Hicap kaymalardan, küfür ve şirk gibi ruhi günahlardan alıkoyar. Gözde, dilde, hareket ve davranışlarda, giyim ve kuşamda ve diğer alanlarda hicaba riayet tavsiye edilmiştir.

       Kur’an’ı Kerim insanı kâmil bir şekilde inşa eder. Aynı şekilde kadın da insan inşa eder. Kadınların temel vazifesi insan inşa etmektir. Toplumlarda insan inşa eden kadınlar olmazsa toplumlar fesat ve bozgunla yüz yüze gelirler.

       İslam dininin mukaddes hedeflerinden biri salim ve iyiliklerden müteşekkil faziletliler toplumunu oluşturmaktır. Toplumun selameti kadınların selametine dayanmaktadır. Bu kadınlar iyiliklerin ve değerlerin annesidirler.

       “Hakk” bütün dinlerde ve bütün beşeri topluluklarda en güzel ve en değerli kelime olarak kabul edilmiştir. Hukuku eda etmek, dinleri, şahısları, mekanları ve zamanları aşmaktadır. Hangi din, milliyet ve kavimden olursa olsun toplumun her tabakasından her insan diğerlerinin hukukuna karşı hassasiyet gösterir. Bu durum hak ve hukuku zaman ve mekan üstü bir konuma getirmektedir.

       Kadının hürmeti ne sadece kendisine hastır, ne kocasına, ne kardeşlerine ve ne de çocuklarına aittir. Bunların tümü razı olsalar dahi Kur’an razı olmaz. Çünkü kadının hürmet ve haysiyeti Allah’ın ait olan hakk şeklinde beyan edilmiştir. Kimse, “Ben hicapsızlığa razı oldum” deme hakkına sahip değildir.

       Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmaktadır: “Allah Teala’nın hukuku, kulları tarafından eda edilmekten daha büyük, Allah’ın nimetleri de sayılmaktan daha çoktur”[4]

       Ayrıca İmam Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: “Allah Teala’nın kulları üzerinde hakkı vardır. Bu da, kulların O’na itaat etmeleridir.”[5]

       Allah Teala’nın hakkı büyük ve eda edilecek durumda değilse de Allah Teala’ya itaat ve sorumlulukları yerine getirme uğruna verilen çabalar bir nevi hakkı yerine getirme sayılır. Allah Teala’nın emri olup dinin zaruri hükümlerinden biri olarak farz kıldığı hicap mutlaka korunmalıdır. Allah’ın bu farzının korunması O’na itaat edildiğini gösterir. O’na itaat ise kullarının yerine getirmesi gereken bir hak olarak konulmuştur. İnançlı insanlar genel maslahatlar için değil de güçlüklerine katlanarak ilahi had ve hakkı eda etmelidirler. Öyleyse hicabın hikmeti, kulluğun mahiyetinin ölçülmesi ve kulların itaat etmesidir. Kadınlar, hicabı korumakla, insanlığın ibadetinin asıl mesajının ruhu olan itaati ispat edebilir ve Allah Tealaya itaat edenler zümresine nail olabilirler.


--------------------------------------------------------------------------------

[1] Ahzab Suresi 33

[2] Nehcul-Belağa 31. Mektup

[3] Hucurat Suresi 13

[4] Bahar’ul Envar, C 77, S 76.

[5] Nehcul Belağa, 214. H.

Google+ WhatsApp