Evlilikte Önemli Bir Konu

Evlilikte Önemli Bir Konu

Eşlerin Birbirlerine Denk Olması

       İki eşin birbirlerine denk olmaları demek; kız ve erkek arasındaki uyumluluk, eşit seviyelilik, benzerlik, aynı düzeylilik vb. konularının var olması demektir. Başka bir ifadeyle; “iki eşin birbirlerine yakışmaları” demektir.
       Evlilik, iki insanla iki ailenin birbirine karışması demektir. Ortak bir hayat, asıl unsurları erkek ve kadından meydana gelen ortak bir oluşumdur. Bu iki unsur, ruhsal ve ahlaki bakımdan ne kadar uyumluluk, benzerlilik, aynı seviyelilik vb. konulara sahip olurlarsa; kurdukları müşterek hayatları da aynı oranda sağlam, tatlı, lezzetli, ebedi ve güzel olacaktır. Eğer uyumlulukları az olursa; yaşamları da aynı oranda kötü, acı, çirkin ve mutsuz olacaktır.
       Ailevi bir yaşam içinde ortaya çıkan sorun ve problemlerin en önemli nedeni; karı ve koca arasındaki uyumsuzluk ve denksizliktir.

       Bir arada olmak, bir ömür boyunca birlikte yaşamak, bütün işlerde ortak hareket etmek, ortak kararlar vermek, çocuklar dünyaya getirerek yetiştirmek, mutlu olmak ve mutlu etmek isteyen iki insan; kesinlikle her açıdan uyumluluğa ve denkliğe sahip olmak zorundadırlar.
Eş seçimi konusunda, sadece iyi olmasıyla yetinilmekte ve kızla erkeğin aynı seviyede olup olmadıklarına pek de dikkat edilmemektedir. Hâlbuki eş seçimi kıstaslarının odak noktasında, uyumluluk konusu yer almaktadır.
       Toplumumuzda, evlenmeye uygun olmayan bir insan bulmak çok zordur. Bütün kızlar ve erkekler (bazıları hariç) eş olma yeteneğine sahiptirler. Ancak hangi kızın hangi erkeğe uygun olduğunu ölçüp biçmek gerekmektedir.
       Filan evde eşiyle sorunu olan ve hayatı alt üst olan kadın veya falan evde karısıyla tartışan, ondan razı olmayan ve kötü bir yaşama sahip olan erkek; eğer baştan kendilerine uygun biriyle evlenselerdi, bu sorunlar ve problemler yaşanmayacaktı. Veya en az seviyede olacaktı.
       Evlenmeden önce eşleri hakkında araştırma yapmaya çalışan ve ruhsal bakımdan kendilerine bağdaşan  (halk dilinde; kendilerine yakışan) eşler bulmaya uğraşan kişiler; evlendikten sonra ortaya çıkacak olan sorunların bir kısmını ve çocuklarını nasıl yetiştirecekleri konusunu halletmiş sayılırlar. Eğer böyle yapmazlarsa; evlenmeden önce giderebilecekleri sorunları, evlilikten sonraya bırakmış olurlar.
       Yüzde yüz bir uyumluluk ve denklik olanaksızdır. Çünkü bütün insanların kendine özgü bir ailesi, ortamı, eğitimi, ahlakı, ruhu ve aklı bulunmaktadır. Bu bakımdan başkalarıyla farkları bulunmaktadır.
       Ancak mümkün olduğu kadar farklılıkların az olması ve iki eşin birbirlerine daha yakın olmaları için uğraş verilmelidir.


       İbret Verici Bir Örnek!
       Uyumluluk ve denklik konularına girmeden önce; konunun daha iyi aydınlanması ve bir sonraki konu için alt yapı oluşturması için, çok yakından izlediğim ve bütün aşamalarından haberdar olduğum canlı bir örneği açıklamak istiyorum:
       “İsmail ve Safiye” dindar, güzel ahlaklı ve İslam'a gönül vermiş çok iyi insanlardı. Ancak ikisinin bu konularda görüş farklılıkları vardı.
        İsmail köy ortamında, özel gelenekler ve özel adapların hakim olduğu kırsal kesime has şartlarla yetişmişti. Aynı zamanda içinde yetiştiği toplumun geleneklerine ve göreneklerine de çok bağlı idi.
       Safiye ise büyük bir şehirde, şehirde hakim olan adaplar, gelenek ve göreneklerle büyümüştü.
İkisi de dünyaya kendi pencerelerinden bakmaktaydılar. Ruhsal, ahlaki, ilmi, fiziki, ailevi ve kültürel bakımdan aralarında bir tek uyum bile söz konusu değildi. Hatta iman ettikleri İslam dinine bile farklı açılardan bakmaktaydılar. Onların İslam dininden anladıkları şey, çok farklı idi.
       Aracı olan kişi, evlenmeleri için onları birbirlerine tanıtmıştı. Aracının hiçbir şekilde kötü bir niyeti yoktu. Bu işi (aracılığı) yalnızca Allah rızası için yapmıştı. Ancak (üzücüdür ki) iki eş arasındaki ahlaki, ruhsal, fiziki, ailevi vb. konular bakımından olan uyumluluk ve denklik hususları hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Dolayısıyla genellikle aracılıkta bulunduğu evlilikler ya başarısız oluyor ya da iyi bir sonla bitmiyordu.
       İsmail ve Safiye evlenmişlerdi. Ortak yaşamlarının ilk günlerinde kavgalar ve tartışmalar ortaya çıkmaya başlamıştı. İsmail şöyle söylüyordu:
       Onun (Safiye) için önemli olan şeylerin hiçbiri benim için önemli değildir. Aynı zamanda benim için önemli olan şeyler de onun için önemli değil…
       Safiye de buna benzer sıkıntılar yaşamaktaydı.
        İkisi de ilmi bakımdan yüksek tahsile sahiplerdi. Ancak konular ve ilmi görüşler hakkında çok farklı düşünmekteydiler. Aile, konuk ve akraba ilişkileri konularında da her birinin kendine özgü görüşleri bulunmaktaydı. Ancak bu görüşlerin arasında kilometrelerce mesafe vardı.
       Çocuk eğitimi konusunda da görüşleri ve davranışları kesinlikle çok farlı idi. Hiçbir zaman ortak bir yöntem konusunda uyum sağlayamamışlardı. Öte taraftan, ikisi de zevklerinden ve görüşlerinden vazgeçmiyorlardı. Çok da ısrar ediyorlardı.
       İşleri defalarca başkalarının hakemliğine sürüklendi. Problemlerini ona buna anlatmışlardı. Hatta ailevi sorunlar uzmanına bile gitmişlerdi. Ancak anlaşamamışlardı.
Sonunda, çok ihtiyatlı bir insan olan ve eşlerin boşanmalarına taraftar olmayan danışmanlardan biri, ayrılmalarına karar vererek şöyle der:
       Bu evliliğin devam etmesi olanaksızdır. Ayrılmaktan başka çareniz yoktur.
       Sonunda, İsmail ve Safiye boşanarak birbirlerinden ayrıldılar.
       Bu öykü bir kurban vermişti. O kurban da çocuklarıydı.

       İsmail ve Safiye'nin Temel Uyumsuzlukları
       1-Kültürel uyumsuzlukları vardı. (Farklı inanç, farklı sosyal yapı ve farklı eğitim tarzının insanları idiler.)
       2-Ruhsal  farklılıkları vardı.
       3-Ahlaki faklılıkları vardı.
       4-Birçok konuda zevkleri farklıydı.
       5-Fiziki açıdan uyuşmazlıkları vardı.
       6-Güzellik açısından faklılıkları vardı. Onlardan biri (hoşnut olunmayan taraf diğerinden razı olsa da) ötekinin boy- post ve güzelliğinden hoşnut değildi. Bu etken de, onların sorunlarının artması konusunda çok etkili olmuştu.
       7-Aileleri konusunda faklılıkları vardı. (İkisi de, ötekinin aile bireylerini ve akrabalarını beğenmiyordu. Onlarla olan sosyal ilişkilerde sorunlar yaşamaktaydılar.)

Google+ WhatsApp