Evliliğin Felsefesi

Evliliğin Felsefesi

 

Evliliğin Felsefesi

       Eş ve aile karşısında sorumluluk kabul etmek, insana şahsiyet ve toplumsal mesuliyeti elde etme hissini kazandırmaktadır. İnsanın içinde saklı olan birçok gizli yetenek ve özellikleri canlandırıp yeşertmektedir.
      “Evlilikten sonra insanın şahsiyeti toplumsal şahsiyete dönüşür. İnsan, eşini karşı ailesinin onurunu korumak ve gelecekte olacak çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak, onları himaye etme konusunda kendisini sorumlu hisseder.  Bundan dolayı; bütün aklını, kapasitesini ve istidadını bu yolda kullanır.”
       Aile ve yuva kurmanın öyle bir güzel eğitmenliği vardır ki, hiçbir şey onun yerini alamaz. Üstat şehit Murtaza Mutahhari (r.a) bu konu hakkında şöyle diyor: “Öyle ahlaki özellikler vardır ki insan, aile kurma mektebi dışında hiçbir şeyle onu kazanamaz. Aile kurmak; başkalarının kaderi ile bir çeşit ilgilenmek alakalı olmaktır… bu dönemi geçirmeyenler ömürlerinin sonuna kadar “ham” ve “çocuk” kalırlar. İslam'da evliliğin kutsal sayılması ve bir çeşit ibadet olarak bilinmesinin nedeni… evliliğin tabii benlikten ve bireysellikten çıkmanın ilk basamağı olması ve insan şahsiyetinin yücelmesidir.”
       Aynı şekilde evliliğin terbiyedeki rolü hakkında şöyle buyurmuşlardır:
       “… Bir çeşit “olgunluk” vardır ki; insan, evlilik ve aile kurmanın dışında, başka hiçbir şeyle onu elde edemez. Ne okumakla, ne nefisle cihat etmekle, ne gece namazı kılmakla, ne de iyi ve salih insanlara saygı göstermekle elde edemez. Bu olgunluk sadece evlilik ve aile kurmada kazanılabilir.”
      Evlenmeden önce hiçbir ahlaki, dini ve toplumsal usul ve değerlere önem vermeyen, başıboş, laubali ve pervasız biri olmasına rağmen, evlendikten sonra hal ve davran-ışları değişen birçok insan görmüşüzdür. İnsan evlendikten sonra kendisine olan özgüveni artar, vakarlı, sorumluluk sahibi, mücadeleci ve metanetli bir insan olur.

Google+ WhatsApp